KENDİ MAKİNASI MI ? ŞART MIDIR ?

En basit mekanik saat bile yukarıdaki parçaların bir araya gelip uyum içinde çalışmasıyla saati doğru olarak gösterir
Müşterim saatin önüne arkasına dikkatle baktı. Yakın gözlüğünü taktı. Saati sallayarak mekanizmasının çalışmasını sağladı. Koluna taktı. Aynadan baktı ve “Kendi makinesi midir?” diye sordu.

Mekanik saatin yeniden gündeme gelmesi ve bu konuda yeterli bilgisi olmayanların basma kalıp satış argümanları nedeniyle, müşterinin kafası bir hayli karışmış durumda …

Mekanik saatin geçmişine kısaca bir göz atalım: Batıda iş bölümü yapmak, her iş kolunda loncalara ayrılmak, sanayi devriminin başlamasına neden olmuş çok önemli bir gelenektir. İsviçre’de saat konusunda bu yöntem aynı şekilde gelişmiş; işin her parçasına ayrı ayrı sahip çıkan işletmeler oluşmuştur. Emaye (Mine) kadran yapanlar, zemberek imal edenler, çarkları yapanlar, bombeli saat camı üretenler, kasa, conta imal edenler ayrı ayrı konularında ihtisaslaşmışlar ve diğer atölyeler ile uyum içinde çalışarak saat konusunda muazzam bir yan sanayinin oluşmasına ön ayak olmuşlardır.
Kendi model ve tasarımlarını gerçekleştiren saat markaları da bu atölyelerden temin ettikleri kaliteli parçaları, bölgede çokça bulunan mekanik saat ustalarının becerileriyle en mükemmel ve geleneksel şekilde bir araya getirmişlerdir ve bu sayede İsviçre’de birbiriyle rekabet eden birçok mekanik saat markası oluşmuştur. Bunlardan bazıları kalite kontrolleri, çalıştırdıkları ustaların maharetleri, sıra dışı tasarımları ve markalarına nihai tüketiciye ulaştıktan sonra bile sahip çıkmaları nedeniyle daha çok tanınmış ve tercih edilen markalar olmuşlardır. Başka bir deyişle İsviçre’nin saat markaları çok iyi organize olmuş ve birbiriyle uyumlu bir şekilde ve imece usulü çalışan bir yan sanayinin eseri olmuştur.
Quartz saat teknolojisinin mekanik saat markalarını ve yan sanayini çok kötü etkilediği yıllarda, bugünkü Swatch Grup’un merhum eski patronu N. Hayek müthiş bir öngörü ile saat parçası imal eden bu atölyelerin çoğunu satın almıştır. Ayrıca ETA diye adlandırılan, yan sanayinin ürettiği parçaları bir araya getiren, sorunsuz mekanizmaların patentine sahip, mekanik saat ustalarının çalıştığı, mekanik ve quartz makine imal ve montajı yapan muazzam bir de tesis kurmuştur.
Daha sonra mekanik saatin yeniden gündeme gelmesi ile birçok saat firması Swatch Grup’un sahibi olduğu parça ve komple makine imal eden firmalardan mekanizmaları satın alıp kendi marka ve tasarımları ile bazen modifiye de ederek piyasaya sunmaya başlamıştır. Önceleri sorunsuz giden bu işbirliği Swatch Grup’un kendi saat markalarına öncelik verme isteği ve birçok markaya parça ve makine veremeyeceğini açıklaması üzerine; artık nerdeyse bir pazarlama firması haline dönüşen bazı saat firmalarını kendi makine ve parçalarını üretmeye adeta zorlamıştır.
Doğruluğu ve yanlışlığı tartışılır; fakat bu iş sanıldığı kadar kolay değildir ve büyük bir yatırım ve sabır gerektirmektedir. Kendi konularında ihtisaslaşmış tecrübeli ve denenmiş mekanizmalar ve parçalar üreten atölyeler ile gerek fiyat gerekse de kalite yönünden rekabet etmek başlangıçta oldukça zor olmalıdır. Ancak gelişen teknoloji, kalite kontrol mekanizmaları sayesinde büyük yatırımlarla bazı markalar kendi makinelerini üretmeye başlamışlar ve tabii ki bunu fiyatlarına da yansıtmışlardır. Eskiden bir elin parmağını geçmeyen sayıdaki kendi mekanizmalarını imal eden firmalara artık her gün bir yenisi eklenmekte ve bazı eski makine şaseleri üzerine yaptırılan modifikasyonlar bile kendi makineleriymiş gibi lanse edilmeye çalışılmaktadır.
Saatin servisi açısından bakıldığında yeni yapım bu özel makinelerin çoğu parçası Türkiye’de bulunmuyor ve en ufak bir arızada yurtdışına gitmesi gerekiyor. Mekanik saatlerin en iyi kullanım şartlarında bile zaman içinde muhakkak bakım görmesi gereken, günde 24 saat hiç durmadan çalışan mekanizmalar olduğunu düşünürsek, eski bir tabiri hatırlatma fayda var: “Mekanik saat alan saatin servisini de beraberinde almalıdır!”
Çoğu firma için bir zorlamadan öteye gitmeyen kendi makinesini üretme işine nedense marka için büyük bir artı olarak bakamıyor, yüksek rakamlarla piyasaya sunulan yeni mekanizmaları için: “Çok geç kaldın, şart mıdır? ” diye sormadan geçemiyorum.

893 defa okundu

4,160 total views, 2 views today

Bir cevap yazın