
Eminönü Meydanı’nın eski bir fotoğrafı. Sağda kırmızı çerçeve içine alınmış dört katlı bina ise Tevfik Aydın Saat’in Eminönü’ndeki ilk mağazasıdır.
Kuzeyde Haliç, doğuda boğaz, güneyde Marmara tarafından sınırlanan, Fatih’in fethettiği, etrafı Bizans Surları ile çevrili tarihi yarımadaya verilen isimdir “Suriçi”. Fetih’ten sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi burada kurulmuştur. 20 Y.Y. başlarına kadar çok önemli tarihi olaylara tanıklık etmiş, İstanbul’un en eski bölgesidir.
Yazımın başlığı, Maurice Lacroix’nın eski bir reklâm sloganıdır. Bir marka, temsil ettiği değerleri ve sıra dışı modellerini, bu kadar az sayıda kelime ile ancak bu kadar iyi ifade edebilir...

Mekanik saatin daha sadece çok az sayıda meydanlarda, kiliselerde ve muvakithanelerde bulunduğu yıllardan bahsediyoruz. İnsanlar için zaman kavramı kilise çanı veya ezan saatleri demekti. Saniyelerin hiç, dakikaların pek kıymeti yoktu. Saatler ise sabah, öğle ve akşam olarak tanımlanırdı. Hiç kimsenin acelesi yoktu. Bütün işler gün ışığına göre ayarlanırdı. Yakın çevremiz tek haber kaynağıydı.

— Konfüçyus demiş ki: ‘Gerçek bilgi, cehaletinin farkında olmaktır.’ dedi yaşlı müşterim Omega saatlerini incelerken. ‘Saate çok meraklıyımdır, bir hayli de saatim var. Bir de senden dinleyelim Omega’nın bu çok methedilen co-axial makinesini’ diye ilave etti.

— Hızını arttırarak otoyolda emniyet şeridine giren şoförümüz bize dönerek, “Boşlukları doldurmak lazım yoksa bu trafikte bir yere gidemezsin” diye söylendi.
— İmar Planlama müdürleri İstanbul Taksim Meydanı ve Gezi Parkına şöyle bir baktılar ve: “Bu boşluğu tarihi Topçu Kışlası ile doldurmak lazım! “ dediler...